Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yeni ProgramlarımızYeni Konferanslarımız

Üslûb-u Beyan, Ayniyle İnsan!

(Bu makale Gazete Vatan'da yayınlanmıştır)

Üslup kendine özgülük,kişisel beğenileri ifade etmek amacı ile yine kişiye has dokunuş demektir

Üslup kendine özgülük, duyuş, görüş, anlatış, kişisel beğenileri ifade etmek amacı ile yine kişiye has dokunuş demektir. Resimde fırçanın sanatçıya has hareketi, renklerin ressamın tarzını yansıtan dansı, şiirde şaire özgü duyguların dizelerde dile gelmesi, bir hikayede bir romanda yazarın söyleyiş özelliklerinin okuyucu ile buluştuğu o sihirli anlar, bir konferansta konuşmacıya özel anlatım becerisi ve daha pek çok tarz, kişiye has anıdır.
Fransız edebiyatçılarından Buffon “Üslup insanın ta kendisidir.” diyerek üslup ile ilgili düşüncelerini özetlemiş.

Peki sosyal medyada üslup ne durumda?

Eğer kişiyi az çok tanıyorsanız, fikirlerini daha önce dinlemişseniz, o kişiye has bazı kilit özellikleri biliyorsanız işiniz daha kolay. Okuyunca o 140 karakterlik cümleleri yazan kişinin üslubu olup olmadığını anlayabiliyorsunuz. Bazen de kişiyi merak ediyor bu üslupta yazan bu değerli insanı tanımak ne güzel olur diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. İşte bu noktada sosyal medya hesaplarının kişinin kendisi tarafından değil de bir başkası tarafından yönetilmesinin sonucunda yaşanan hikayeler ortaya çıkıyor.

Pinterest’te gerçek beğeniler yerine popüler konuları panoya çevirmek, instagram’da her tabağın fotoğrafını paylaşmak, teknolojinin nimetleri sayesinde profesyonel fotoğrafçı hissine kapılıp yorum yapmak, twitterda bilge kişilik sergilemek adına tüm edebiyatçıların basın danışmanı olmak, facebook ekranını dev aynası gibi görmek en ilginç örneklerden biri de foursquare ortamında mayor (gittiğiniz mekanın sahibi ilan edilmek) olmak adına gidilmeyen mekanların kapısından geçerken gerçekdışı check-in yapmak. Orada değilseniz veya gidemeyecekseniz neden oradaymış gibi davranırsınız bu da sosyal medyanın yarattığı psikolojik durumlardan biri…

Madem ki üslup insanın ta kendisidir. İnsan kendini de yine kendi ifade etmelidir. Yazılan mesajların silinse de aslında sonsuza dek kaldığını biliyoruz. Sizin adınıza yazılan ve hoşunuza gitmediği, sizi ifade etmediği için sildirdiğiniz o kısacık notlar bir gün gelip kapınızı çalabilirler.

İşte gerçek hayattan birkaç örnek;

-Bir haber dairesi Müslüm Gürses’in vefatını Müslüm Gürsel’i kaybettik diye duyuruyor…
-Kitabı yok satan bir işadamının kendisi ile tanıştığınızda yaşadığınız şaşkınlık size mesajları da kitabı da bir başkasının yazdığını doğrulatıyor, beyefendi bırakın kitap yazmayı kendini ifade etmeyi bile yine yardım alarak başarabiliyor…

- Programları yayında iken sosyal sorumluluk, yardım, sağlık, engellilere destek projelerinin baş rolünde yer alan tv yapımcıları, ünlüler sosyal medyada baş tacı ediliyor ve bu fırsattan yararlanarak kendilerine yeni fırsatlar yaratıyor. Kendilerine ait olmayan üsluplar ile süslü cümleler kurarak hedef kitlelerini çevrelerine topluyorlar, program yayından kalkınca ise bulabilirseniz bu iyilik timsali kişileri bravo size…

- Çok önemli bir iş lideri öyle mesajlar gönderiyor ki twitter aracılığı ile bu muhafazakar ailenin günümüz temsilcisi, bu ünlü markaların arkasındaki iş lideri verir mi bu mesajları gerçekten dedirtiyor. Sosyal medya ajanslarının hesapları yönetirken seçtiği kişilerdeki yetkinlikleri iyi analiz etmesi şart. Anlamamak mümkün değil…Bir gün takip ettiğiniz yazarın şöyle bir mesajını görürseniz şaşırmayın “Gençlik başımda duman, ilk aşkım ilk heyecan, kovaladıkça kaçan, ateş böceğim misin?” o gün sosyal medya uzmanımız gencimiz baharı karşılamaktadır.
İşte bundan kaynaklıdır ki geçtiğimiz hafta bir okuyucu ünlü bir köşe yazarı ve televizyoncuya bunları yazan gerçekten siz misiniz? Diye sormaktaydı…

- Bir süredir profesyonellerin buluşma noktası olan linkedinde iletişim kurmak için davet gönderilen, mesaj iletilen kişi diğerini görmezden geliyorsa, konfor alanları içerisinde demektir. Bir sabah o çok uzun zamandır haber beklenen kişiden aniden sürpriz bir mesaj geliyorsa bu şu anlama gelir; “Az sonra cv mi de göndereceğim, sana yanıt veremedim kusuruma bakma. Şimdi iş arıyorum bana yardımcı olur musun?” tekrar ediyorum…

Üslûb-u Beyan, Ayniyle İnsan!

Keskin Sirke…

- Modacılar, imaj danışmanları, eleştirmenler, teknoloji insanları, ajans guruları, iş dünyası uzmanları, lezzet ustaları ve anneler var, onlar çok takipçisi olan, zaman zaman firma ürün reklamları yapan, üslupları o gün sosyal medya hesabını yöneten kişilerin ruh haline göre değişen kişiler. Kendi grupları içinde inanılmaz bir rekabet var. Yaptığı ekmek kadayıfı kadar tatlı dilli yemek yazarımızı sosyal bir ortamda gördüğünüzde şaşırıveriyorsunuz çünkü sözleri salatasında kullandığı keskin sirke gibi…İş dünyası uzmanları plazalardan en sıcak haberleri bildirirlerken, ekonomiye, stratejiye, yönetime ait her detayı biliriz yorumları ile muhabir edasında kariyer yönlendirmesi yaparlarken HBR bültenlerinden paragrafları kopyalayıp mesajlarına yapıştırdıklarını görüp yine düşünüyorsunuz…Üslûb-u Beyan, Ayniyle İnsan! Küpünüze zarar vermeyin…

-Herkes mi aynı? Tabi ki değil, üslubu kendisi kadar gerçek kişiler de çok sayıda sosyal medyada. Kendi 140 karakterini bizzat kendisi yazan çok değerli meslek erbapları var. Onları tebrik etmek lazım, zaten tanıdığınızda yazdıkları ile söylediklerinin aynı olduğunu görüyor bir kez daha samimiyetlerinden dolayı kutluyor, kibirlerini sergilemeyip sandıklarına kaldırdıkları için tebrik ediyorsunuz.

Özel günlerde, bayramlarda, kutlamalarda, anmalarda artık sosyal medyadan kaçar oldu insanlar. İnanın ne yılbaşı gecesinin eski masalsı sıcak anlamı kaldı, ne sevgililer gününün kişiye özel yaşattığı hisler, ne de milli bayramların coşkusu ve çocukluğumuzda belgesel izlerken, çalan marşları dinlerken kalbimizin hızla çarpıp, gözlerimizin yaşlarla dolduğu anlar…Her şey ucuzladı, özel olmaktan çıktı, sıradanlaştı kısaca.

Bilen var, bilmeyen var…

Bilen var, bilmeyen var, anlayabilen var, anlamak için biraz uğraşan var. Kim gibi davrandığınız değil, kim olduğunuz önemli. Sizin düşünce sisteminiz, duygularınız, beyniniz, kalbiniz dünyada sadece sizde var, üslubunuz size özgü. Tarzınız, tavrınız, özünüz, sözünüz parmak iziniz bu dünyanın sizi siz olarak bilmesini tanımasını sağlayan. Öyleyse neden bu sahtelik....İnsanlar umduğunuz gibi çıkmalı, çakmak taşı değil…

Anadolu’dan İstanbul’ a gelen bir taşralı, İstanbul’da hırsızlık olaylarının çok olduğunu duymuş. ”Şunlara bir oyun oynayayım; anlasınlar ki her taşralı acemi çaylak değildir” düşüncesi ile, heybesini ve kesesini çakmak taşı ile doldurarak, hırsızların çok olduğu bir bölgede dolaşmaya başlamış. Akşama kadar dolaştığı halde, kesesini heybesine çarpmaya, çalmaya kalkan olmamış. Akşam otelin kahvesinde başlamış konuşmaya;

-Bir de İstanbul’da hırsızlık şöyledir, böyledir derler. Akşama kadar dolaştım, kimse keseme el sürmedi.
Bu söz üzerine tanımadığı biri yanına yaklaşmış;

-Tasalanma dayı, kontrolü yapıldı ama çakmak taşı çıktı demiş.

Bugün sosyal medyada üslup konusunu paylaşıyoruz, hazır konu sosyal medya ve üslup iken bunları unutmayınız;

• Wall yani duvarınızdan üç yıl önce paylaştıklarınız bile silinmez!
• Troll konusunda dikkatli olmak gerekiyor! Troll sosyal medya dilinde polemik yaratarak ilgi çeken konularda ortaya laf atmak demektir. Konuya hakim değilseniz konuya girmeyiniz…
• Status yani statünüz gerçek olsun. Kendiniz olun!
• Gerçekten sevdiklerini beğenin, sağlamasını yaptığınızda ilginizi çekmediğini paylaştığınız bir konuyu başka bir ortamda like ederek komik duruma düşmeyin…
• Avatarınızı dikkatle ve özenle seçin…
• Umursayın, duyarlı olun, tepki verin, sosyal medyanın ve popüleritenin kumandasında yaşamayın. Follow ve followers uğruna duymadığınız sesleri de alkışlamayın…
Ünlü virtüöz, piyanonun başına oturmuş ve salonu hıncahınç dolduran seyircilerin önünde, konserine başlamıştı. Ancak tuşlara basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri önceden sıkılmış olan piyanodan hiçbir ses çıkmıyordu. Dinleyiciler, birbirlerine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar, fakat nedense tepki gösteremiyorlardı. İki saat süren sessiz konserden sonra ünlü virtüöz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle onları selamladı. Salon sürekli alkış sesleri ile çınlıyordu. İngiltere’de yaşanan bu olaydan sonra piyanist, kendisi ile röportaj yapan televizyon spikerine:
“İnsanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim,” diyordu.

“Meğer sınırı yokmuş…”

Kendi gibi olan, kendi gibi davranan, çalışan, emek veren, yüreğinin, bilgisinin, fikrinin, bileğinin gücünü ortaya koyan, paylaşan statüsü gerçek olan tüm kadınların günü kutlu olsun.

Bilge Baykuş’tan haftanın kitap önerisi ; Mediacat Yayınları. Catherine Kaputa. “Sen Bir Markasın.Markanı Yarat Fark Yarat”

BAŞA DÖN