Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yeni ProgramlarımızYeni Konferanslarımız

Bir dönüm performans

(Bu makale Garanti Bankası Travelzone Magazine'de yayınlanmıştır)

Bir bulmacanın ayrılmaz parçaları gibidir aile şirketlerinin üyeleri;başarının anahtarı da bulmacanın içinde gizlidir. Onlar, birbirlerini tamamlayarak anlamlı ve güçlü bir bütün haline gelirler.

Bugün dünyada ve Türkiye’de bu başarıyı yakalamış, sektörünün öncüsü olmuş aile şirketleri var. Fiat Group, Robert Bosch GmbH, Michelin, Groupe Danone örneğin… Koç Holding, Hacı Ömer Sabancı Holding ve Doğuş Grubu ise Amerika’da yayımlanan “Family Business Magazine”in dünyanın en büyük aile şirketleri sıralamasında yer verdiği, gurur duyduğumuz lider şirketler.
Montaigne şöyle söylemiş: “Bir aileyi idare etmek, bir devleti idare etmekten daha kolay değildir.”

Aile şirketlerinin öyküleri de oldukça ilgi çekici. Dünyanın en eski aile şirketinin tarihi 578 yılına kadar uzanıyor ve şu anda 40. kuşak iş başında... Japon Kongo Gumi şirketi ise dünyayla yaşıt bile sayılabilir. 1400 yıl önce kurulan bu inşaat şirketiilk projesinde bir Budist tapınağını inşa etmiş. Yine Japonya’da Hoshi şirketi 718’de kurulmuş ve bugün 46. kuşak şirketi yönetiyor. İtalyan Barone Ricasoli ise 1114’te Floransa’da kurulmuş. Zeytinyağı ve şarap üretimi konusunda faaliyet gösteren şirketin yönetim merkezi bir şato.

Türkiye’de ise en eski aile şirketi 1777’ye tarihleniyor. Capital dergisinin hazırladığı “En Eski 50 Aile Şirketi” sıralamasında ilk sıralarda Kurukahveci Mehmet Efendi’den Hatemoğlu’na, Broderi Narin’den Tuzcuoğlu Nakliyat’a pek çok köklü aile şirketi yer alıyor, ancak bu şirketlerde günümüzde en fazla dördüncü kuşak işin başında... Listenin ilk sıralarında 1777’de Mehmet Efendi tarafından kurulmuş olan Kurukahveci Mehmet Efendi şirketi yer alıyor. Mehmet Efendi, ilk kahvelerini dibeklerde öğüterek müşterilerine satıyordu. 1931 yılında vefat ettiğinde, işleri oğulları Hasan Selahattin, Hulusi ve Ali Rıza sürdürdü. Geçen yıllar içerisinde kurumsallaşmayı ilke edinen aile, bugün şirketin yönetimini üçüncü kuşağa emanet etti. Mehmet ve Hulusi Kurukahveci, yurtdışına da açılmış ve şu anda 20 ülkeye ihracat yapıyor. Erbak Uludağ’ın ise kuruluş hikayesi oldukça ilginç. 1800’lü yıllarda Bursa yakınlarında krom madeni arayan Fuat ve Talat Paşa’lar, araştırmalarının sonunda krom yerine maden suyu buluyorlar ve ünlü Uludağ meşrubatlarının hikayesi böyle başlıyor.

Gerçek sır: Kurumsallaşma

İtalya’nın zorlu savaş sonrası döneminde, Venedikli küçük Luciano, ailesinin iki yakasını bir araya getirebilmek için gazete satmak zorunda kaldı. Kız kardeşi Guiliana çok güzel örgü ördüğü için 60’larda küçük bir kazak şirketi kurmaya karar verdi. İngiltere’ye giderek yünü son dakikada boyama tekniğini öğrendi; böylece sürekli değişen modaya ellerindeki malzemeyle ayak uydurabileceklerdi. 1963’te ilk mağazalarını açtılar ve buna zaman içinde yenileri eklendi. 1966’da Fransız tasarımcı Lison Bonfils tavsiyelerde bulunmak üzere iki kardeşe katıldı.

Dört kardeş işleri ortaklaşa yürüterek tam anlamıyla bir aile şirketi oldular. Şirketin kurucusu, 1935 doğumlu Luciano, pazarlamanın başındaydı; iki yaş küçük Guiliana tasarım bölümünü yonetiyordu;1941 doğumlu Gilberto finans işlerine bakıyordu ve onun iki yaş küçüğü Carlo üretimden sorumluydu.1941 doğumlu Gilberto finans işlerine bakıyordu ve onun iki yaş küçüğü Carlo üretimden sorumluydu.

Marka öyle bir başarı yakaladı ki, artık Luciano’ların soyadının Benetton olduğunu duymayan kalmadı. Luciano şirketin merkez ofisi olan Villa Minelli’yi satın aldı ve ilk fabrikasını kurdu. 1969’da Paris’teki mağazalarını açtıklarında Benetton’un stili, renkleri ve hedeflediği (genç ve ekonomik seviyesi yüksek) müşteri kitlesi markanın yükselmesini sağladı. Rue Bonaparte’taki ilk butiklerinde 58 renkte 12 kazak modeli yer aldı. 1980’de New York’taki Madison Bulvarı’nda, 1982’de Tokyo’da Benetton mağazaları açıldı. 2003’te Benetton ailesi profesyonel yöneticilere daha çok sorumluluk vererek arka plana geçti. İşte gerçek sır Pieter C. Vink’in de söylediği gibi buydu: “Başarının anahtarı, dünyada olup bitenleri algılayıp günün ihtiyaçlarına uygun ürünleri sunmaktır. Tersini düşünenler ise, günün ihtiyaçlarını ürünlerine"Tersini düşünenler ise, günün ihtiyaçlarını ürünlerine uydurmak için uğraşıp dururlar.”

Sürdürülebilir başarı.

Tüm dünyada ve Türkiye’de aile şirketleri ekonomiye yön verir, ekonominin lokomotifi olarak görülürler. Tabii ki, uzun ömürlü yapılar olarak başarıyı yakaladıkları ve kalıcı oldukları sürece… İşte tam bu noktada “kurumsallaşma” devreye girer. Kurumsallaşma bir sistemdir, ilkeli yönetimin gücünün hissedildiği bir yapıdır,başarının sürdürülebilirliğidir. Bu sisteme ayak uydurmuş, başarılarıyla kalıcı olduklarınıkanıtlamış aile şirketleri, sadece “bugünü” sürekli gelişimi destekleyerek başarıya giden yolda profesyonel ekipleriyle birlikte omuz omuza yürür. Bağlılık, yapıcı eleştiri, sevgi, şefkat, güven gibi değerler ile nakit gücü ve iletişim ancak birlikte yürütülebildiği zaman sürdürülebilir başarı mümkün olur. Kelimeler kelime, açıklamalar açıklama, sözler sözdür ama sadece performans gerçektir.
Öyleyse, Jeremiah Howell’a katılmamak mümkün değil: “Bir dönüm performans, dünya kadar söze bedeldir.”

BAŞA DÖN