Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Yeni ProgramlarımızYeni Konferanslarımız

Bir meşe palamudundan bir ormana

(Bu makale Sabah Gazetesi İşte İnsan'da yayınlanmıştır.)

“Bin ormanlık oluşum, tek bir meşe palamudunun içindedir.”

ABD’li ünlü yazar ve düşünür Ralph Waldo Emerson’un bu etkileyici sözünü biraz daha derin düşündüğümüzde koçluğun etkisinin her bir bireyde bireysel olarak başladığını , bununla beraber söz konusu bireylerin sayısı arttıkça bu küçük farkındalık dokunuşlarının kelebek etkisine dönüştüğünü anlıyoruz. İşte bir tek meşe palamudu ile oluşan bir ağaç bir ormana giden yolun başlangıcıdır.

Koçluk bahsettiğimiz meşe palamutu gibi saatlere sığdırılan küçük konuşmalar ile başar, güçlü sorular birer ağaçtır ve sorular arttıkça cevaplar yeşerir , büyür. Uyum güneş gibidir , güven ise yağmur. Koçlukta güneş parladıkça, yağmur besledikçe başarı ormanı büyür zenginleşir. İşte bu noktada orman amaçtır.
Amaç uğruna sergilenen sabır ve sebatın ağırlığı, akıllılıkla birlikte iki katına çıkar.
Thomas Henry Huxley

Ormanlar tek bir ağaçtan oluşmazlar ve güneş görmeyen, yağmurla beslenmeyen bir coğrafyada orman oluşması mümkün değildir. İş hayatında da başarıya ulaşmak için amaçlarımız doğrultusunda ormanımızdaki ağaç sayısını artırmak için ; tek başımıza mücadele vermemiz zaman zaman ilerlemek yerine aynı noktada kalmamıza ve bazen de istediğimiz noktadan uzaklaşmamıza neden olabilir.

Ancak farkındalığımızı saklandığı yerden cesaretle çıkartmamıza yardımcı olacak bir ses, o aradığımız cevabı bulmamıza neden olacak güçlü bir soru, ulaşmak istediğimiz noktayı belki de ilk kez yüksek sesle ifade etmemize sebep bir an, bu zorlu ve başarı gerektiren yolda ihtiyacımız olan desteği sağlayacak bir koç. Bizim görünmeyen coğrafyamızdaki kelebek etkisini oluşturacaktır.

Bu noktada orman metaforundan yola çıkarak ; ihtiyaçları doğru belirlemek, kişisel yetkinlikleri ve gelişim alanlarını ortaya çıkarabilmek ve koçluk çalışmalarının önce bireye, sonra takıma, daha sonra şirketin geneline kazandırdıklarını saptayabilmek çok önemli.

Koçluk görüşmelerinin farkındalık, uyum ve güven ile kişiye ulaşmak istediği noktaya giden yolda ivme kazandıracağına ve gelişimine katkı sağlayacağına olan inanç, az önce bahsettiğimiz ulaşılmak istenen amaç noktası ve ormanı gördüğümüz noktada başarının ilk adımı.

Doğanın dengesini bozmak olumsuz düşünceler ile güneşin önünü kapatmak, yağmurun yağmasını engellemek, meşe palamudunun sadece meşe palamudu olarak kalmasına neden olur. Oysa ki güneş dalların arasından bile geçerek bize ulaşabiliyor ise ve aslında kendi çalışmamız ve gayretimizle yeşertebileceğimiz yaprakları, büyüyecek ağaçları ve amacımız olan ormanı kolaylıkla bulmamızı sağlıyor ise bizde tohumları toprağa atmalı ve filizler görünmeye başlayıncaya dek sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.

Bilginin derinliğine önem veren, neden-sonuç ilişkisi içinde sorgulayan, gereksiz olan her şeyi atabilme cesaretine sahip çözüm odaklı bireyler olursak yaşamımızın her alanında sade düşünebilir ve yalın çözümler üretebiliriz. Bu da bize sürdürülebilir bir rekabet avantajı sağlar.
Konfüçyüs’ün şu sözü ilerlediğimiz yolda bizimde kişisel katkımızın önemini en iyi şekilde açıklıyor ; “Hiç kimse başarı merdivenine elleri cebinde tırmanmamıştır.”

Günümüz iş dünyasının dinamik yapısı içerisinde, giderek daha fazla sayıda kişi ve şirket koçluğa önem vermeye başladı. Artık işlere ve projelere liderlik etkisini yitiriyor, şimdi duygulara liderlik zamanı. Çalışanlar artık bireysel başarının yanı sıra takım arkadaşlarının başarısını ve kurumsal başarıyı da düşünüyorlar. “Biz” bilinci tüm dünyada etkisini arttırıyor ve kabul ediliyor. Yapılan araştırmalar gelecek 20 yılda şirketlerin en önemli gündeminin çalışan bağlılığı olacağını işaret ediyor. İşte orman metaforu bu noktada söylediklerimizi doğruluyor.

Bir ağaç, 10 ağaç, 100 ağaç…Koçluğun yarattığı farkındalık etkisi, pozitif düşünce , motivasyon, amaç, ne istiyorum noktasından , ulaştığımı şimdi anladım noktasına yolculuk ve KOÇLUK etkisi ile oluşan BİZ ORMANLARI…

BİZ ORMANLARINI HERKES FARKEDİYOR…PLAZALARIN BAHÇESİNDE YEŞEREN ORMANLAR… Şimdi biraz bu ormanlarda gezelim.

“Rekabet”in yeni kuralları, “başarı”nın yeni ve farklı tanımları ve tüm bu yenilikler içinde “denge” sağlama zorunluluğu… İşte yaşanan tüm bu değişimler günümüz çalışanlarını ve şirketleri “gelişimi” sağlamak ve “başarıya ulaşmak” adına koçluğa yönlendirdi.
Charles Ketterin’in söylediği gibi ; “Olduğunuz yerde durarak ayağınızı sakatlamazsınız. Hızlandıkça ayağınıza birşey olmasının şansı artar ama biryerlere gitme şansınız da artar.”

Her şirketin yapısı ve başarı tanımı tıpkı bireyler gibi farklıdır, kendine özeldir. Koçluk da bu belirlenmiş başarı hedeflerine ulaşmak için yaygın olarak kullanılan etkili bir araçtır. Bu araç, amacına uygun “doğru” olarak kullanıldığında, hem kişisel gelişim hem de kurumsal gelişim açısından önemli etkiler yaratır.

Koçluk gelişime yön verir!

Koçluk, gelişimin stratejik ve pratik yolunu çizer. Burada önemli olan nokta “amaçtır”. Neye ulaşmak istediğini net olarak bilen bir kişi için koçluk güçlü bir yardımcıdır. Doğru belirlenmiş yetkinlikler, kişisel gelişim alanları ve hedefler çerçevesinde yapılan koçluk uygulamaları deneyim, olgunluk ve bilgi birikimi kazandırır. İş ve yaşam dengesi sağlar. Doğanın dengesini bozmadan Deneme-yanılma yöntemleri ile değil, doğru ve geçerli bir yöntemle zamanın hızına ulaşmak, her geçen gün değişen ve gelişen beklentilere cevap vermek ve sonu olmayan bir yarış içerisinde farkındalık kazanmak…Doğal ortamlarında büyüyen güçlü ağaçların yetişmesine fırsat yaratmak ve öncü olmak. İşte koçlukla elde edilen bu önemli kazanımlar kişisel mutluluğu da arttırmaktadır. Mutlu ve pozitif bireylerden oluşan bir şirket düşünün… Bu enerji artışı, iş süreçlerinin etkinliğine ve verimliliğe yansır. Değişime ve gelişime hızla uyum sağlanır, belirlenmiş başarı hedeflerine ulaşmak kolaylaşır. Tüm bunlar, zaman içinde bir yaşam biçimi ve kültür haline dönüşür.

Bugüne kadar yaptığım ve yapmakta olduğum gerek birebir koçluklarda gerekse işbaşı koçluğu uygulamalarında ortaya çıkan net tablo şudur ki, koçluk alan kişiler yaşam kalitelerini arttırarak daha pozitif bir yapıya bürünüyorlar. Zor ve sıkıntılı konularda daha sakin, sağduyulu ve olumlu bir yaklaşım sergiliyorlar. Büyük resmi görmeleri kolaylaşıyor. Şirket hedefleri doğrultusunda yöndeş olarak hareket etmeye başlıyorlar.

Özellikle, bilginin özümsenmesi, içselleştirilmesi ve işe yansıtılması ile öğrenmenin kalıcılığının arttığını, sürekliliğin sağlandığını bireysel koçluk, takım koçluğu ve saha koçluğu çalışmalarımızda bizzat yaşayarak gördüm ve öğrendim.

Koçluk Başarı İçin Bir Stratejidir!

Kişilerin yapabileceklerine ait limitlerinin ne kadar yüksek olduğunu ve farklı bakış açıları sunan, yeni yönler gösteren koçluk, kişisel gelişimi arttırarak kurumsal gelişimi sağlar. İş geliştirmek ve uzun süreli etki sağlamak isteyen şirketler koçluğu gizli bir gelişim aracı olarak kullanırlar. Doğru stratejiler belirleyerek, stratejik yol haritaları ile aksiyon planları oluşturarak, “zamanında” ve “doğru” adımlar atarak hedefe odaklanma sağlanır. Tüm bunlarda gelişime önem veren, başarıya ulaşmak adına yaşam için öğrenmeyi kendine ilke edinmiş ve koçluklarla kişisel etkililiğini arttırmış çalışanların payı büyüktür.

Hayatın arenasında onurlar ve ödüller yaptıkları ile kendilerini gösterenlerin elindedir. Aristotle MÖ 384

Koçluk, kişisel yaşam kalitesini arttırır, başarının ve gelişimin sürekliliğini sağlar. Bunlar için doğru analiz, doğru planlama, doğru hedef ve stratejileri belirleyerek en doğru yöntemleri uygulamak gereklidir. Gidilecek yön net olarak belirlendiğinde, uygulanacak program iyi tasarlandığında, strateji ve hedeflerle ilişkilendirildiğinde koçluk, başarıya ulaşılmasını kolaylaştırarak kişiye ve şirkete ciddi anlamda katkılar sağlar.Ormanlar yolları, dağları, ovaları, şehirleri, bölgeleri ve sonunda ülkeyi sarar.

Ve koçluğun sağladığı etkiler adım adım ortaya çıkar, birdenbire değil… Ağaç gibi küçük bir filizden, genç bir fidana, taze bir ağaçtan, güçlü ve köklü bir çınara dönüşmek gibi. Koçlukta da böyledir, yavaş yavaş ama kalıcı etkiler… Önce güçlü ve gelişime açık yönlerinizi keşfetmeye başlarsınız, sonra kişisel hedefler koyarak bu hedeflere ulaşmak adına kaynak belirler yol haritası oluşturursunuz, bu yoldaki engelleri aşmaya başlarsınız, giderek artan cesaretiniz ve özgüveninizle yaşamınıza yeni yönler verirsiniz, yaşam kaliteniz artmaya başlar, tüm bunlar yaşam biçiminiz haline dönüşür ve yaşamınızdaki bu kalite ve denge işinize yanı sıra etkileşimde bulunduğunuz tüm insanlara olumlu şekilde yansır.

Özetle, koçluk gelişim için bir fırsattır ve diğer gelişim araçlarından farklıdır. Birebir gelişimi sunan, kişiye özel olduğunu hissettiren ve sağlanan gelişimin iş süreçlerine ustalıkla yansıtmasını sağlayan, sadece kendisine değil, aynı zamanda takımın ve şirketin gelişimine de hizmet eden değerli bir fırsat…Tek başına meşe palamudu olmayın, ormana dönüşmek için bırakın güneş sizi ısıtsın, sorular yeşertsin, yağmur beslesin.Açın dallarınızı güneş en küçük yapraklarınıza kadar ulaşsın…Yetenekleriniz ilgilendiğiniz ve onları ortaya çıkartmak istediğiniz sürece kendilerini size gösterebilirler.

Doğal bitkiler gibi, doğal kabiliyetler de bakılmak ister. Bacon

Kişisel potansiyelinizi ortaya çıkarmak, hayatınıza yeni yönler vermek, farklı ve geniş bir bakış açısına sahip olmak, etkilerini pratik hayatta kolaylıkla görmek, kişisel etkililiğinizi ve yaşam kalitenizi arttırmak, daha fazla denge, daha fazla enerji, daha fazla mutluluk ve başarı için koçluk fırsatından yararlanmanız dileklerimle bir koçun görünmez varlığının önemini kısa bir hikayeyle paylaşmak istiyorum .

Zenginliği ve asaleti bir şeref alameti olarak görmeyen Sokrates’e biri sorar:

“Sen herkese konuşma sanatını öğretiyorsun da kendin neden konuşmuyorsun ?”

“Ziyanı yok” der Sokrates, “bileyi taşları da kendi kendilerine kesmezler fakat, tüm demirleri keskin yapabilirler”

Mehmet Acar

BAŞA DÖN